Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde, Rusya, Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük doğalgaz tedarikçisi olarak öne çıkmaktaydı. 50 yıllık boru hattı yatırımları sonucunda, 2022 itibarıyla AB pazarındaki payını yüzde 40’a kadar artırmıştı. Ancak savaş öncesi, Rusya’nın pazar payı 2018 yılında 201,7 milyar metreküpe ulaştı. 2023 yılı itibarıyla ise bu miktar yaklaşık 35 milyar metreküpe gerilemiştir. Bu miktarın 15 milyar metreküpü boru gazı olarak Ukrayna üzerinden sevk edilmiş, kalan kısmı ise sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak gönderilmiştir.
Savaş nedeniyle uygulanan yaptırımlar, Rusya’nın müşterilerini ABD, Katar gibi sıvılaştırılmış doğal gaz tedarikçilerine ve Norveç gibi üretim kapasitesini artıran ülkelere kaptırmasına yol açtı. Rus gazını Avrupa’ya taşıyan Kuzey Akım 1, Kuzey Akım 2 ve Yamal-Avrupa boru hatları kullanıma kapatılırken, Ukrayna’dan gaz sevkiyatının durması durumunda Türkiye, TürkAkım boru hattıyla tek geçiş güzergahı olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye ile Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, Ocak 2020’de devreye giren TürkAkım projesi, yüksek kapasitesiyle enerji denkleminde dikkat çekmektedir. Bu proje, her biri yıllık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşmaktadır ve bugüne kadar Türkiye’ye 40 milyar, Avrupa’ya ise 53 milyar metreküpten fazla doğalgaz tedarik edilmiştir. Rus yetkililer, Türkiye üzerinden Avrupa’ya toplamda 63 milyar metreküp gaz sevk edilebileceğini belirtmiştir.
Ukrayna’nın gaz kesintisi sonucunda Rusia’nın transit ücretlerinde yaklaşık 800 milyon dolar, Gazprom’un ise gaz satışlarından yaklaşık 5 milyar dolar kaybedeceği tahmin ediliyor. Erste Investment Petrol ve Gaz Analisti Tamas Pletser, Ukrayna’nın adımının dolaylı olarak Rusların, Türk pazarına daha fazla gaz satmaya yönlendirdiğini ve Türk pazarının şu anda Rus gazı ithalatı için ana transit güzergahlarının kapanması nedeniyle daha da önem kazandığını vurgulamıştır.
Türkiye, Avrupa’ya gaz tedarik edilirken bölgesel bir gaz ticaret merkezi olarak kritik bir rol üstlenirken, birçok gaz kaynağına yakın bir konumda olmaktadır. Pletser, Azerbaycan ve Türkmenistan gazı ile Katar-Türkiye doğalgaz boru hattı gibi olası projelerin de katkısıyla Türkiye’nin birçok fırsata sahip olduğunu belirtmiştir. “Doğru bir yönetimle, Türkiye’nin ticaret merkezi ve tedarik noktası olarak parlak bir geleceği var,” diyen Pletser, Türkiye’nin enerji konusunda önemli bir merkez olabileceğini ifade etmiştir.
Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü Kıdemli Ekonomisti Akira Yanagisawa, sevkiyat durmadan önce her yıl 45 milyar metreküp gazın Ukrayna üzerinden Rusya’dan Avrupa’ya sevk edildiğini hatırlatmış ve Avrupa’nın bu açığı kapatmak için yurtdışından LNG ithal etme ya da Rusya’dan Türkiye üzerinden boru hattıyla gaz sevkiyatını artırma yoluna gideceğini belirtmiştir.
Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü Araştırma Görevlisi Zuzana Princova, mevcut durumda Rusya’nın TürkAkım aracılığıyla gaz sevkiyatını artırabileceğine işaret ederek, “Eğer Türkiye üzerinden geçen boru hatlarında boş kapasite varsa, Türkiye, Rus ya da Azerbaycan gazının Avrupa’ya sevkiyatında artış sağlayabilecektir,” demiştir.
Türkiye, son 20 yılda kurduğu LNG ve Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi (FSRU) tesisleriyle boru gazının yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz tedarik kapasitesini de arttırmıştır. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 100 milyar metreküp LNG tedarikini öngören anlaşmalar imzalandığı belirtilmektedir. Boru Hatları