Prof. Dr. Görür, 2023 yılında Bingöl’de gerçekleştirilen “Bingöl’ün Depremselliği ve Deprem Dirençli Bingöl” konulu programda bilgi verdi. Bu etkinlik, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu tarafından Bingöl Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlendi. Etkinlikte konuşan Görür, depremlerin oluşumunda levha sınırlarının hareketinin etkili olduğunu ifade etti.
Görür, Anadolu levhası ile Avrasya levhası arasında sürekli bir hareket bulunduğunu, bu hareketlerin sonucunda depremlerin meydana geldiğini vurguladı. Ayrıca, deprem meydana gelmeden önce, olası zararların tespit edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu durum, hem şehirlerin hem de yapıların daha dirençli hale gelmesi açısından oldukça önemlidir.
Görür, konuşmasında şöyle devam etti: “Faylar stresle dolar. Stres, birim alana düşen kuvvet anlamına gelir. Levhalar hareket ettikçe, her yıl 1-2 santimetre gibi küçük hareketler dahi fayların içine stresin dolmasına neden olur. Fayların sürtünme yaptığı yerlerde, zamanla bu stres birikir ve sonuç olarak depremler meydana gelir. Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı da bir gün aynı şekilde deprem üretecektir. Bu durumu engelleyemezsiniz.” Bu ifadeleriyle, depremlerin kaçınılmaz olduklarını bilimsel bir bakış açısıyla ortaya koydu.
Görür, özel bir vurguyla Yedisu Fayı hakkında bilgi verdi. Bu fayın 250 yılda bir dolduğu ve bir depreme hazırlandığını belirtti. “Deprem her gün ya da her hafta olmuyor, süresi dolduğunda olabiliyor. 250 yıllık dönem bugün itibarıyla dolmuş durumda.” diyen Görür, Yedisu Fayı’nın kırılması için gün sayıldığını açıkladı. Bu fayın en son 1784 yılında kırıldığını ve 1939’daki Erzincan depreminde de etkilenmediğini belirtti. Yedisu Fayının, 250 yıldır dolu olduğunu ve çevredeki depremlerin bu fayların stresini etkileyerek transfer ettiğini ifade etti. Burada önemli olanın, Bingöl’ü deprem dirençli hale getirmenin yolları üzerine düşünmek olduğunu vurguladı.
Görür, katılımcıların sorularını yanıtladığı bölümde mimarlar, mühendisler ve halkın katılımıyla interaktif bir diyalog ortamı oluşturdu. Katılımcılara deprem öncesi alabilecekleri önlemler, yapıların nasıl daha dayanıklı hale getirileceği konusunda bilgi verdi ve genel zemin etütleri, inşaat standartları gibi konularda önemli tavsiyelerde bulundu.
Sonuç olarak, bu etkinlik, Bingöl’deki depremsellik konusunda hem bilimsel açıdan bilgi edinme hem de yerel sivil toplum kuruluşlarının daha aktif bir şekilde rol alması için bir fırsat oldu. Prof. Dr. Görür’ün katkılarıyla, Bingöl’ün depreme karşı nasıl daha dirençli hale getirilebileceği üzerine değerli bilgiler paylaşıldı.