Türkiye’de son günlerde yaşanan gelişmeler, ekonomik etkinliklerde bulunan vatandaşlar arasında ayrışmalara yol açmayı amaçlayan “boykot” çağrıları üzerine yapılmakta olan resmi soruşturma ile gündeme geldi. Başsavcılık, geleneksel ve sosyal medya platformlarında bu tür ayrıştırıcı söylemler ile ilgili bir dizi resen soruşturma başlattığını duyurdu. Bu soruşturmanın kapsamı, “nefret ve ayrımcılık” ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarını da kapsıyor. Bunun yanında, boykot çağrılarının fiziksel ve sözlü şiddet eylemleriyle ilişkilendirilmesi, durumun ciddiyetini artırıyor ve bu tür eylemlere ilişkin soruşturmalarla birleştirilmesi, kamuoyundaki endişeleri büyütüyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bu bağlamda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e eşlik eden söylemleri eleştirdi. Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar verme amacı güden faaliyetlerinin yalnızca kendisine zarar vereceğini ifade etti. Bu bağlamda, vatandaşların sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edeceği gibi bir öngörüde bulundu. Çelik’in belirttiğine göre, Türkiye’nin mevcut siyasi iktidarını hedef alan bu tür eylemler, muhalefetin gerçek anlamda işlev göstermediğinin bir göstergesi.
Çelik, özellikle Özgür Özel’in siyasi muhalefet yerine Türkiye’yi tehdit eden bir hava estirdiğini vurguladı. Bununla birlikte, Özgür Özel’in CHP’yi kendi siyasi hedeflerine alet ederek kurultayda genel başkanlığını koruma çabasının, toplumsal ve ekonomik hayatı hedef aldığını öne sürdü. Çelik, Özel’in siyasi geçmişinin “siyasi fanatizm” ve “sosyal bölücülük” olarak tanımlanabilecek nadir örneklerle dolu olduğunu belirtti. Bu çerçevede, Özgür Özel’in toplumsal hayatı bölen yaklaşımlarının dışında bir muhalefet yeteneğine sahip olmadığının net bir şekilde gözlemlendiği ifade edildi.
Ömer Çelik, açıklamasında CHP’nin gelişim sürecine odaklanarak, partinin sanal iktidar hayaline saplanmış durumda ve muhalefet yapma yeteneğinden de tamamen yoksun kaldığını dile getirdi. Siyasi söyleminin tehditler, milli firmaların hedef alınması ve vatandaşların “fişlenmesi” gibi unsurlar üzerindeki yoğunlaşması, Türkiye’nin mevcut siyasi iktidarını hedef almasına rağmen, muhalefet ederken bile sağduyulu bir yaklaşım sergilemediklerinin kanıtı olarak değerlendirildi. Çelik, bu durumun Türkiye’nin kazanımlarına zarar verdiği görüşünde. Ayrıca, toplumsal ve ekonomik hayatın, bu tür yıkıcı politikalar yüzünden olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekildi.
Sonuç olarak, Ömer Çelik’in açıklamaları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in mevcut siyasi durumu ve muhalefet becerilerini eleştiren bir perspektifle sunulmuş bulunuyor. Söz konusu boykot çağrıları ve sonuçları, Türkiye’nin siyasi atmosferinde yeni tartışmalara ve sorgulamalara zemin hazırlamakta. Bu durum, vatandaşların ekonomik aktiviteleri ve siyasi duruşları arasında yaşanan gerilimlerin artmasına yol açabilecek unsurların oluşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, hem hükümetin hem de muhalefetin, toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı sağlamasını temin edecek adımlar atması gerekmektedir.